LAİKLİK NEYDİ?
Abdülhamid Türk

Abdülhamid Türk

LAİKLİK NEYDİ?

11 Ocak 2016 - 22:27

 Yazımı yazmaya başladığım ve yayınladığım andan itibaren okuyan ve düşünen herkesin hayata bakış açısı değişecek. Benimle başlayıp etrafımla devam edecek ve okuyanlarda zuhur edecek bu değişim için ilk olarak o çok sarıldığın tabuları bir kenara bırakman gerek. Bugünkü sorumuz:

Laiklik Neydi?
   "Hoof aman canıım ne var bunu bilemeyecek! Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması tabii ki." diyeceksen eğer -ki şimdiye kadar çoktan dedin- bu yazıyı okumayı bırakıp ilkokul 4 hayat bilgisi kitabınla mutlu bir hayat sürebilirsin. Ama eğer dur bakalım yine ne yumurtlayacak diyorsan seni aşağı alalım.

    Evet laiklik, öğrenim hayatımız boyunca bize "din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması" olarak sunuldu. Aslında bu o kadar açık bir tanımdı ki özellikle bizim küçük olduğumuz yıllarda "laiklik elden gidiyor" manşetleri bol bol atılıyordu. Çünkü bu tanıma göre herkesin bir laiklik anlayışı vardı. Kimine göre şahıslar değil, devlet laik olabilirdi. Yani şahıslar bir dine mensup olabilir ve ibadetlerini özgürce gerçekleştirebilir. Bir diğer laiklik anlayışına göre ise kişiler de laik olmak zorundadır. Yani devlet din gözetmez fakat kişiler de din gözetemezler. İstediğine inanmakta özgürdür fakat inancını herkesin gözüne soka soka yaşayamaz. İşte yıllarca bu iki tanım arasında gittik geldik. Laikliğin olması konusunda hem fikirdik fakat nasıl olacağı konusunda birbirimizi yedik. Fakat hatalı olan bu iki düşünce değildi. İki düşüncenin de kendi haklı noktaları var. Nitekim kimse kimseyi bir dine mensup olmaya zorlayamaz fakat insanlar ibadet etme özgürlüğüne de sahiptirler. Çelişki bu gibi görünse de asıl yanlış tamamen laikliğin tanımındaydı.

    Laikliğin tarihine bakalım. Laiklik Fransa'da meydana çıkmıştır. Latince "Laicus" kelimesinden gelmektedir. Laicus: "Din adamları dışında kalan halk" demektir. Yani ruhban sınıfı hariç tüm halk. Buradan da anlayabileceğimiz gibi Laicus aslında "Halkçılık" ile aynı temele dayanmaktadır.

Peki bu akım nasıl ve neden doğmuştur?
     Özellikle Ortaçağ'da Avrupa'nın siyasi durumuna bakmak gerekmektedir. Avrupa'da güçlü krallıklar bulunmaktaydı fakat bu krallıklar kendi sefalarına düştükleri ve birbirleri arasında sürekli savaştıklarından bir nevi yoksullardı. Şimdinin Ortadoğu'su konumundaydılar. Medeniyet yoktu ve pislik yüzünden Veba salgınları baş gösteriyordu. Böyle bir ortamda Kralların zafiyetleri ile oluşan otorite boşluğunu kilise doldurmuştu. İnsanları "Cennet"e girme garantisi ile kendi boyunduruklarına alıyorlardı. Kralı da Baş rahip ilan ediyor fakat elini kolunu kıpırdattırmıyorlardı. Çünkü zaten yoksulluk içinde olan halkı kilise tutuyordu. Krallar da tahtları için kiliseye boyun eğiyorlardı. Kiliseler "Cennetten tapu" bile satıyordu.

    O zamanlar bilim Doğudaydı. Bilim dili Arapçaydı ve tüm bilimsel çalışmalar doğuda yapılıyordu. Kilise, bu bilimsel çalışmalar gelmesin diye Yeni Ahit (İncil) dışında tüm kitapları toplatıyor ve imha ettiriyordu. O kitapların, şeytanın olduğunu ileri sürüyordu. Karşı çıkanları da "bu cadı" diyerek idam ediyordu. İdam dediysem öyle kafa uçurmak falan değil. En iyi ihtimal o. Asmak, yakmak, suda boğmak gibi yöntemler uyguluyorlardı. Neyse bu kısma daha fazla girmeyelim. Ne de olsa yaşandı ve bitti saygısızca...

    Bir gün aniden bir adam çıktı ve Fransız devrimini gerçekleştirdi. Ne oluyordu bu devrimde? Hatırlayalım hemen. Kralın yetkileri kısıtlanıyor ve halkın yönetimde söz sahibi olması sağlanıyordu. Kral kimdi? Baş rahip. Yani asıl yetkisi kısıtlanan kimdi? Kilise. Bu devrim bu yüzden kanlı olmuştu. Çünkü kiliseden ekmek yiyen de çok insan vardı ve onlar da karşı çıkıyordu. Laiklik burada doğdu. Yani laiklik "Din ve devlet işlerini ayırmak" değil, devletin ve halkın üzerinde otorite kurmuş olan yapılardan yine devleti ve halkı kurtarmaktı.

Şimdi dönüyoruz bizim buralara.
    Bizim buralarda laiklik "din ve devlet işlerini ayırmak" tanımında takılıp kalmış durumda. Avrupa'da devlet üzerindeki Kilise otoritesini kaldırmak için oluşan akım bizim devlette Camii'nin otoritesini kaldırmak için mi kullanılıyor? Ya da birileri böyle mi söylemek istiyor? İyi de hacım bizde zaten camiiler devlete bağlı. İmamları da devlet atıyor, maaşlarını da devlet veriyor. Papazların da aynı.. Şimdi cemevleri de girecek bu kapsama. İyi de kral değiştiren Kilise nere? Cuma'dan Cuma'ya, Ramazan'dan Ramazan'a ve bir de Bayramdan Bayrama dolan cami nere? Demek ki neymiş iş aslında böyle değilmiş. Laiklik = Halkçılıkmış. Yani devletin ve milletin üzerinde otorite kuran ya da kurmaya çalışan tüm yapıları reddetmek ve onlarla beraber devletin ve milletin yanında yer almakmış.

    Demek ki neymiş? Laiklik; askeri vesayete son vermek, ekonomi kartellerini yok etmek, tekelleri ortadan kaldırmak, hizmet etmek ve engelleri aşmak, Avrupa Parlamentosunda "Dünya 5'ten Büyüktür." diyebilmekmiş, tüm otoriteleri reddederek.
    
Fakat bir de şu husus var. Bizim ülkemizde, Avrupa'nın Kilise'si denebilecek bir yapı var. Devlet üzerinde otorite kuran ve seçilmişlerin kararlarını bozan bir atanmışlar topluluğu. Evet siz anladınız zaten onları. Hukuk devletiyiz ya hani, hukukun üstünlüğünü esas alıyoruz ya, mesela elektrik faturası sırasında avukatlara ve hakimlere sıranızı vermek zorundasınız çünkü hukukun üstünlüğü var. Çünkü onlar hukuk -güyâ-. Hukukun üstünlüğü demek; kim olursa olsun yasaların takır takır uygulanması demek. Fakat bizim tatlı su solcusu medya ve organları tarafından öyle bir propaganda yapılıyor ki sanarsın ki hukukun üstünlüğü = hukukçunun üstünlüğü. "Bir hukukçu her zaman haklıdır ve her şeyi konuşur." mantalitesinde yayınlarla bu algı oluşturuluyor. Halbuki sınırlarının dışına çıkan ve yetkisi olmadığı halde, atanarak bir yerlere gelen ve zekiliğine yahut kişiliğine dair bir şey bilmediğimiz birinin %49 almış Başbakan'a kürsüden ayar vermeye çalışması hukukun üstünlüğü değil, yüzsüzlüğüdür. Hukukun üstünlüğü ise bu kişiye kanunlarla haddinin bildirilmesidir vesselam.

     Bir de gazeteciler var da onlara da başka bir yazıda değineyim. Çok sinirlendim. Neyse tamam sakinim...

Son Yazılar